Duygu YILMAZ
Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı

2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyarı aşacağı, artan bu nüfusu beslemek için gıda üretiminin 2010 yılına oranla %70 artırılması gerektiği tahmin ediliyor. Küresel iklim değişikliğine sebep olan sera gazlarının dörtte birinden sorumlu olan ve tatlı su kaynaklarının %70’ini kullanan tarım, iklim değişikliği ve demografik gelişmelerden en fazla etkilenen sektörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

2050 yılının tarımı; kısıtlı ve %75’i bozunmuş arazi üzerinde, azalan su ve enerji kaynaklarıyla ve iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuzlukların etkisinde kalacak. Üretimi belirtilen seviyelere çıkartmak, tarım ve gıda sistemlerinde önemli değişiklikler yapmadan mümkün görünmüyor. Yani sürdürülebilir tarım ve gıdaya geçiş şart.

Sütaş olarak, üretimde en önemli hammaddemiz süt... Süt için hayvanlara, hayvanların beslenmesi için de yem bitkileri ve yem maddelerinin üretimine ihtiyacımız bulunuyor.
Dolayısıyla sürdürülebilirlik faaliyetlerimizin temeli, hayvansal ve bitkisel üretimdeki sürdürülebilirliğe bağlı. Bu nedenle sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine yerleştirdik.

Sürdürülebilir süt hayvancılığını; gelecek nesillerin sağlıklı ve yeterli beslenmesini garanti altına almanın, toprağın, suyun ve doğal varlıkların sürdürülebilir yönetimini desteklemenin yolu olarak görüyoruz. Bu anlayış içerisinde; hayvanların beslenmesinde kullanılan yemlerin üretiminden toprak, su gibi doğal varlıkların verimli kullanılmasına ve korunmasına, yüksek hayvan refahı standartlarının sağlanmasından süt hayvancılığından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının ve atıklarının azaltılmasına, üretimde verim ve karlılığın artırılarak üreticilerin koşullarının iyileştirilmesine kadar tüm konulara odaklanıyoruz.

Sürdürülebilir bitkisel üretimi; yem bitkileri ve hammaddeleri üretimini, çevreye ve doğal varlıklara zarar vermeden devam ettirmenin temeli olarak görüyoruz. Bunun için öncelikle bitkilerin yetiştiği toprağın sağlıklı olmasına, toprak yapısını iyileştirmek için organik ve organomineral gübre kullanmaya ve tarımsal uygulamaları toprağa zarar vermeden ve erozyona neden olmayacak biçimde yapmaya özen gösteriyoruz. Bitkisel ürünlerin üzerinde veya içinde kalan bitki koruma ürünlerinin, hayvana ve süte geçtiğinin bilinciyle, sadece gerekli ise izin verilen bitki koruma ürünlerini kullanıp, hasat zamanını ona göre ayarlamaya dikkat ediyoruz. Kısıtlı su kaynaklarını verimli kullanmak için sulamayı doğru zamanda yapmaya ve damlama sulama sistemleri kullanmaya özen gösteriyor, tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltmak için makine ve ekipmanların enerji etkin çalışmasına yönelik tedbirler alıyoruz.

Sürdürülebilir tarım uygulamalarının kendi içimizde ve çevre boyutu ile sınırlandırılmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu bağlamda, kendi çiftliklerimizde edindiğimiz deneyim ve bilgileri, birlikte çalıştığımız çiftçilerle paylaşmayı, böylece onların çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliklerine katkı sağlamayı iş süreçlerimizin parçası haline getirdik. 

Kullandığımız tüm varlıkları doğanın bize emaneti olarak gördüğümüz için, değer zincirinin her aşamasında olduğu gibi sürdürülebilir hayvancılık ve sürdürülebilir tarım uygulamalarında da hedeflerimizi gerçekleştirmek için yoğun bir biçimde çalışıyoruz; çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.

YAZIYI PAYLAŞ