Her geçen gün daha fazla etkisini gösteren iklim değişikliği, toplumun tüm kesimlerinin eyleme geçmesini zorunlu kılıyor. Biz, döngüselliği esas alan Çiftlikten Sofralara iş modelimiz ile yenilenebilir enerji üretimimizi artırıyor, onarıcı tarım ve sürdürülebilir süt hayvancılığı ilkelerine uygun faaliyet gösteriyor, su ve enerjiyi verimli kullanıyor, sıfır atık hedefi ile çalışıyoruz. 

SWG_cevrenin-surdurulebilirligi.png

Çevre Yönetimi Yaklaşımımız

Toprak, su, hava gibi doğal varlıkları doğanın emanetleri olarak görüyor; işimizi “doğadan aldığımızı doğaya geri verme” ilkesiyle sürdürüyoruz. Bu anlayışla oluşturduğumuz Entegre Yönetim Sistemi politikamız burada yer alıyor. Döngüsellik esasında atıkları azaltmak ve geri dönüştürmek, tüm yeni ürünleri ve operasyonel süreçleri, çevresel etkisi en az olacak şekilde geliştirmek ve bu yönde tedarikçilerimiz ile çalışanlarımızın farkındalıklarını artırmak, politikamızın diğer önemli unsurları arasında bulunuyor.

Çevresel etkilerimizi yönetmek için süt fabrikalarımız ve enerji tesislerimiz ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve süt fabrikalarımız da ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemleri sertifikalarına sahipler. Çevresel performansımızı yönetim sistemleri ile takip ederek sürekli geliştirmeye odaklanıyoruz.

Çevre stratejimiz ve yaklaşımımızın çalışanlar tarafından benimsenmesi için çevre ve doğal kaynakların korunması, atık yönetimi, enerji yönetimi ve enerji verimliliği gibi konu başlıkları altında eğitimler düzenliyoruz.

*Görsele tıklayarak detaylı inceleyebilirsiniz. 

cevre.jpg

İklim Değişikliği

İklim değişikliği bugünün dünyasını tanımlayan en önemli kriz ve beklenenden çok daha hızlı gerçekleşiyor. Deniz suyu seviyesi yükseliyor, buzullar eriyor, ormanlar yanıyor. Artan sıcaklıklar çevresel bozulmayı, biyoçeşitlilik kaybını, doğal afetleri, sel, hortum, kuraklık gibi aşırı hava olaylarını tetikliyor, gıda ve su güvenliğini tehdit ediyor. Bu küresel bir kriz ve çözümü, tüm dünyanın bir arada toplumsal eylemleri harekete geçirmeleri ile mümkün.

Şirketlerin iklim krizinin çözümüne en önemli katkısının, iklim etkilerini azaltma ve çözüme yönelik eylemleri iş modellerinin ve planlarının parçası haline getirmesi ve bunları kurumsal olarak sahiplenmesi olduğuna inanıyoruz.

Biz de “Çiftlikten Sofralara” iş modelimizle değer zincirimizin kendi kontrolümüzdeki halkalarında enerji, su ve doğal kaynakları daha verimli kullanarak, hayvan gübreleri ve organik atıklardan elektrik,  ısı enerjisi ve organik-organomineral gübre elde edip döngüselliği sağlayarak ve tedarik - dağıtım süreçlerinde doğal kaynak kullanımını en aza indirerek seragazı emisyonlarını azaltıyor, yenilenebilir enerji üretimine yaptığımız yatırımlarla da çözüme yönelik katkımızı artırıyoruz.

Hayvansal Üretimden Kaynaklanan Sera Gazı Emisyonları

Sütaş olarak büyük bir sürüyü yönetiyoruz. Sürü büyüklüğümüz arttıkça enterik fermentasyon kaynaklı sera gazı salımımız da artıyor.

Bu salımı azaltmanın en etkin yolunun hayvanların sağlığı ve veriminin artırılması, hayvan beslenmesinin daha da iyileştirilmesi olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda bu gübreleri, biyogaz tesislerinde kullanıp yenilenebilir enerji elde ederek daha fazla sera gazı emisyonu oluşumunu engelliyoruz.

Süt verimi ve enerji kullanım etkinliği yüksek hayvanların seçiminin, süt hayvanlarından kaynaklanan metan emisyonunun azaltılmasında etkili olması sebebiyle genetik seleksiyona önem veriyoruz. Bunun için her sürüde verimi en yüksek hayvanları seçip, kaliteli sperma kullanarak bir önceki nesilden daha verimli hayvanlar elde ediyoruz. Şu anda bu seçimlerde, çiftliklerimizde dijital araçlarla topladığımız veriler ve hayvanların soy kütüğü bilgilerini esas alıyoruz.

Bingöl’de kuracağımız Hayvancılık Araştırma Merkezinde, bu seçimi genomik seleksiyon testlerine göre yaparak ıslah çalışmalarında daha hızlı sonuçlar almayı hedefliyoruz.

Bu testlerle seçtiğimiz yüksek verimli düvelerden elde edeceğimiz embriyoların taşıyıcı annelere nakledilmesi ve yine bu testlerle belirlediğimiz üstün vasıflı boğalardan elde edeceğimiz spermalarla hayvanların tohumlanmasını sağlayarak hem kendi sürülerimizin genetik kapasitesini artıracağız ve hem ülke hayvanlarının genetik ilerlemesine önemli katkılar sunacağız.

Diğer taraftan metan salımı daha düşük olan hayvan türlerini araştırıyor, hayvancılık stratejimizi buna göre güncelliyoruz.

Sütaş Grubu’nun 2020 sera gazı salımı, bir önceki yıla göre %14 artışla 149 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Artışta; 2020 yılının tarımsal faaliyetlerinin en yoğun olduğu aylarda, pandemi kısıtlamaları nedeniyle bazı tarımsal faaliyetlerin durma noktasına gelmesi sonucunda, çiftliklerden çıkan sıvı gübrenin tarım arazilerine uygulamasının yapılamaması ve bu gübrenin lagünlerde birikmesi etkili olmuştur. Bu da 15.000 ton ek sera gazı emisyonu yükü getirmiştir.

Enerji ve çevre faaliyetlerimiz için yaptığımız toplam 51 milyon doların üzerinde yatırımla üç entegre tesisimizdeki elektrik üretimi kapasitemizi 17 MWh’e, termal enerji kapasitemizi ise 16 MWh’e çıkardık.

Kojenerasyon teknolojisine sahip biyogaz tesislerimizde, çiftliklerimizden gelen atıkların yanı sıra üretim süreçlerimiz esnasında oluşan tüm organik atıklarımızı değerlendirerek elektrik, sıcak su, buhar ve bitkisel üretimde kullanılmak üzere organik ve organomineral gübre üretiyoruz. Böylece hayvansal atıklardan kaynaklanan ve önemli bir sera gazı kaynağı olan metan gazının atmosfere salımını engelliyor, atıkları çevreye yararlı hale getiriyoruz.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın belgelendirdiği ilk “tarımsal nitelikli katı atık bertaraf” tesisi olma özelliğini taşıyan Sütaş Aksaray Doğal Enerji Tesislerinde engellediğimiz sera gazı emisyonu, tüm Dünya tarafından kabul gören bir sertifika programı olan Gold Standart tarafından sertifikalandırılıyor. 2020 yılında bu tesislerimizde azaltılan ve sertifikalandırılan 41.536 ton karbonun gönüllü karbon piyasalarına satışını gerçekleştirdik. Diğer tesislerimizin belgelendirme süreçleri ise devam ediyor.

Hayvanların beslenmesindeki diyet çeşitliliği, metan gazlarının oluşumunda etkili. Bu nedenle hayvanlarımızın beslenmesinde kaba yem-konsantre yem dengesini optimumda tutmaya özen gösteriyoruz.

Hayvan yemlerine esansiyel yağ ilavesi, enterik metan azaltım stratejimizin önemli bileşenlerinden birisidir. Ayrıca ikincil bitki ekstratlarını da (saponin, kırmızı deniz yosunu vb.) hayvan yemlerinde 2020 yılı başından bu yana etkin biçimde kullanıyoruz.

Tüm bunlar, enterik fermentasyon kaynaklı metan oluşumunu %60-%80 oranda azalttığı bilimsel olarak ortaya konmuş uygulamalardır. Sütaş olarak bu uygulamaların etkisini önümüzdeki dönemde daha etkin bir şekilde ölçümlemeyi hedefliyoruz.

Hayvancılıktan kaynaklanan salımların azaltılması konusunda AB Yeşil Mutabakatı kapsamında oluşturulan Çiftlikten Çatala ve Metan Stratejilerini rehber alıyor, bu stratejiler uyarınca yapılan çalışmaları yakından takip ederek günlük operasyonlarımıza hızla entegre ediyoruz.

Toprak, Su, Enerji Verimliliği

Sütün üretiminde temel girdimiz toprak, su ve hava. Bu doğal kaynakları en verimli şekilde kullanıp geliştirme misyonuyla çalışıyoruz.

Toprağın Kalitesi

Gelecek nesillerin yeterli, sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişimini sağlamanın ve tarımı sürdürülebilir kılmanın yolunun onarıcı tarım olduğuna inanıyoruz.

gubreler_740x470.pngHayvanların beslenmesinde kullandığımız yemlerin üretildiği toprağın sağlığı, yapısı ve kalitesi; gıda güvenliğinin sağlanması, üreticilerin dayanıklı ve güçlü kılınması ve tarımsal üretimde verimlilik artışının yani onarıcı tarımın da anahtarı. Organik içeriği yüksek topraklar, atmosferik karbonu tutarak iklim değişikliği ile mücadelede de en önemli araç.

Biz de biyogaz tesisinden çıkan yan ürünleri organik ve organomineral gübre olarak yem bitkileri üretiminde kullanarak bir yandan toprak kalitesini, bir yandan da kullandığımız toprakların karbon tutma kapasitesini artırıyoruz. 2020 yılında ürettiğimiz 45.000 ton organik, 1.636 ton organomineral gübre ile yaklaşık 50.000 dekar toprağı verimli kıldık.

Sütaş Organomineral Gübre Çalıştayı Raporu

Birçok küresel sorunun çözümünde kamu üniversite - özel sektör ve sivil toplumun iş birliğinin çok önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu kapsamda 2017 yılında TEMA Vakfı ile iş birliği içerisinde organomineral gübrelerin tarım alanlarında kullanımı ve potansiyel uygulama alanları konusunda bir çalıştay düzenledik. Çalıştaya 10 Üniversite, Tarım ve Orman Bakanlığımızın ilgili Genel Müdürlükleri ile Bakanlığa bağlı 5 Araştırma Enstitüsü ve TEMA Vakfı’ndan toprak bilimi ve bitki besleme uzmanı değerli bilim insanları katıldı. Çalıştayda sunulan akademik çalışmaları da kitap haline getirerek kamuoyu ile paylaştık. Uludağ Üniversitesi ve Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile birlikte organik ve organomineral gübreye ilişkin deneme çalışmalarını yürütüyoruz. Şu ana kadar gerçekleştirilen denemelerde muadillerine göre üründe %15’e, toprağın organik madde içeriğinde de %40’a varan artışlar tespit ettik.

Pandemi nedeniyle bir gecikme yaşanmış olsa da denemelerimiz hızla devam ediyor. Bunların sonuçlarını en kısa sürede kamuoyu ile paylaşmayı ve ortak adımlar atmayı umut ediyoruz.

CalistayKitap.pngRapor için tıklayınız

https://www.sutas.com.tr/tr/hakkimizda/raporlar/organomineral-gubre-calistayi-bildirileri

 

 

Suyun Verimliliği

Tesislerimiz su stresi yaşayan bölgelerde yer alıyor. Suyu verimli kullanmak ve atık suyu yüksek kalitede doğaya tekrar kazandırmak, sorumluluğumuz olduğu kadar öncelikli konularımız arasında.

Bitkisel üretimde sulama periyotlarını ve su miktarını bitki çeşidine ve toprağın nemine göre belirliyoruz.

2015 yılında kullanmaya başladığımız damlama sulama sistemini, bitkisel üretim faaliyetlerinin tamamına yaygınlaştırdık. Bu sayede yaklaşık %25-40 oranında su tasarrufu sağlarken aynı zamanda ürün verimliliğini de artırdık. Temizlik, yıkama ve sanitasyon işlemleri, çiftliklerimiz ve fabrikalarımızda su tüketiminin en yoğun olduğu proseslerdir. Su verimliliği projeleri sayesinde yıkamada kullandığımız ve buharlaşan sularımızın bir bölümünü geri dönüştürerek yeniden kullanıyoruz. Bu toplam su kullanımımızın %10’una eşdeğerdir. Su tüketiminde verimliliğe yönelik uygulamaları da hayata geçiriyoruz.

Enerji Verimliliği Çalışmaları

Yenilenebilir enerji faaliyetlerimiz hızla artarken sera gazı salımını düşürmek için üretimden dağıtıma tüm süreçlerde enerji verimliliği çalışmalarını hayata geçirmeye devam ediyoruz.

2016 yılında faaliyete geçirdiğimiz Tire tesisimizde enerji verimliliği yüksek makine, ekipman ve malzeme kullandık. 2016 ve 2017 yıllarında Karacabey ve Aksaray’daki tesislerimizde enerji verimliliği odaklı dört büyük projeyi hayata geçirdik:

• Düşük verimli motorları verimlilik sınıfı yüksek elektrik motorları ile değiştirdik.

• Düşük verimli aydınlatma ekipmanlarını yüksek verimli ürünlerle değiştirdik.

• Atık ısıdan enerji üretimi (economizer uygulamaları) ile kazanlarda yanma sonucu oluşan ısıdan enerji üretilmesini sağladık.

• Karacabey tesisinde düşük verimli buzlu su üretim sistemini yüksek verimli yeni sistem ile değiştirdik.

Sadece 2020 yılı içerisindeki tasarrufumuz 1,8 milyon kWh’dır.

2015 yılından itibaren yapılan kaizen ve verimlilik çalışmaları ile toplamda 26,09 milyon kWh enerji tasarrufu sağladık. Elde ettiğimiz tasarruf toplam tüketimimizin %7,72’sine eşittir.

Lojistik Verimliliği

elinde_sut_sisesi_tutan_inek.gifSüt ve süt ürünleri lojistik yoğun bir sektör. Değer zincirimizin bu önemli halkasında verimliliğe büyük önem veriyoruz. Milk Collect, Backhaul Projelerimiz ve rota optimizasyonu ile çiğ sütün toplanıp fabrikalara getirilmesi, süt ürünlerinin dağıtım noktalarına, oradan da satış noktalarına taşınması ve ambalaj vb. Diğer malzemelerin temininde iyileştirmeler yapıyoruz. Bu sayede bir yandan daha az sera gazı emisyonuna yol açarken bir yandan da yakıt kullanımını azaltıyoruz.

  • 2020 lojistik tasarrufumuz 11.682.741 km.
  • 2015’ten bu yana lojistikte sağladığımız tasarruf ile 58,9 milyon km daha az yol kat ettik. Sera gazı emisyonumuzu 2015’e göre 41.000 ton kadar azalttık.

2020 Su Verimliliği Projelerimiz

Su Geri Kazanım Projesi

Tire tesisimizde ters ozmoz (RO) sisteminden çıkan atık suların geri kazanılarak yeniden kullanılmasına yönelik ayrıntılı çalışmalar yaptık. Projede RO atık sularının %5’ini geri kazandık ve yeniden kullandık.

Tire tesislerimizde Ekim 2020’den bu yana ayda 5.000 ton suyu geri kazanıyoruz.

Bu sistemi 2021 yılında Karacabey tesislerine de uygulamayı planladık.

Su Verimliliği Odaklı Ar-Ge ve Proses Geliştirme ve İyileştirme Olanaklarının Değerlendirilmesi Projesi

BEBKA - Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı destekli proje ile Karacabey fabrikamızda su verimliliği adına mevcut durum ve potansiyel iyileştirme alanlarını tespit ettik. Su ve karbon ayak izi azaltımı konularında yetkinlik seviyesine ulaşmayı hedefledik.

Projenin ilk aşamasını 2020’de tamamladık ve 2021 yılında öne çıkan öneri setleri üzerine çalışmalara devam edeceğiz.

Sürdürülebilir ve Onarıcı Tarım Uygulamalarımız

HV5A9279.jpgSektörün lider şirketi olarak sürdürülebilir ve onarıcı tarımın, geleceğin tarımsal üretiminin anahtarı olduğuna inanıyor ve bu yolculuğu sivil toplum kuruluşları ve çiftçilerimizle birlikte gerçekleştiriyoruz.

Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Sürdürülebilir Tarım ve Gıdaya Erişim Çalışma Grubu tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Tarım İlkeleri”ni tarımsal faaliyetlerimizde rehber olarak kullanıyoruz.

Süt ve yem bitkisi üreticilerinin sürdürülebilir tarım ilkelerine uyumlu üretim yapmalarını sağlayacak çalışmalar yapıyor, eğitim merkezlerinde verdiğimiz eğitimlerle çiftçilere yol gösteriyoruz.

Sürdürülebilir süt hayvancılığını; gelecek nesillerin sağlıklı ve yeterli beslenmesini garanti altına almanın, toprağın, suyun ve doğal varlıkların sürdürülebilir yönetimini desteklemenin yolu olarak görüyoruz.

Bu anlayışla hayvanların beslenmesinde kullanılan yemlerin üretiminden, toprak ve su gibi doğal varlıkların verimli kullanılmasına, korunmasına ve daha da geliştirilmesine, yüksek hayvan refahı standartlarının sağlanmasından süt hayvancılığından kaynaklanan sera gazı emisyonlarının ve atıklarının azaltılmasına, üretimde verim ve karlılığın artırılarak üreticilerin koşullarının iyileştirilmesine kadar tüm konulara odaklanıyoruz.

Yem bitkileri ve hammadeleri üretimini, çevreyi ve doğal varlıkları korumanın ve doğal varlıkları daha da geliştirerek devam ettirmenin temeli olarak görüyoruz. Bunun için öncelikle bitkilerin yetiştiği toprağın sağlıklı olmasına özen gösteriyor ve toprağın yapısını koruyarak daha da iyileştirmek için onarıcı (rejeneratif) tarım uygulamalarından faydalanıyoruz.

Kendi işlediğimiz ve sözleşmeli üretim yaptırılan arazilerde organik ve organomineral gübre kullanıyor, münavebeli ekim yapıyor ve toprağın karbon tutma potansiyelini artıran uygulamaları esas alıyoruz.

Kimyasal gübreyi sadece ihtiyaç olduğunda ve gerektiği miktarda kullanıyoruz. Bitkisel ürünlerin üzerinde veya içinde kalan bitki koruma ürünlerinin, hayvana ve süte geçtiğinin bilinciyle, sadece gerekli ise izin verilen bitki koruma ürünlerini kullanıyoruz. Hasat zamanını üründen azami verimi elde edecek ve ürün kaybını önleyecek biçimde ayarlıyoruz.

Kısıtlı su kaynaklarını verimli kullanmak için sulamayı doğru zamanda yapmaya ve damlama sulama sistemleri kullanmaya özen gösteriyor, tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltmak için makine ve ekipmanların enerji etkin çalışmasına yönelik tedbirler alıyoruz.

Çalışmalarımız sürdürülebilir tarım uygulamalarının çevresel boyutunun yanı sıra ekonomik ve sosyal boyutları da kapsıyor. Eğitim  faaliyetlerimiz ve sözleşmeli üreticilerimize yönelik programlarımız ile bu çalışmaların tüm paydaşlarımız tarafından benimsenmesine ve  yaygınlaşmasına odaklanıyoruz.

 

Onarıcı Tarım: Geleceği Tarımı

hasat.pngToprak; karasal ekosistemlerin en önemli karbon havuzudur. Küresel ölçekte karasal ekosistemlerdeki 3.170 gigaton karbonun %80’i toprakta depolanır, bunun %62’si toprak organik karbonudur. Toprak organik maddesi yaklaşık %58 karbon içerir. Toprak organik karbonu, toprağın kalitesinin de göstergesi olup, toprağın bitkiler ve onların kök sistemlerinin büyümesi için gerekli olan su ve diğer besinleri tutma kapasitesini etkiler.

Toprağın organik karbonunun artırılması aynı zamanda atmosferdeki karbondioksitin tutularak, iklim değişikliğinin küresel etkilerinin azaltılmasına yardımcı olurken toprağın daha sağlıklı ve verimli olmasını, böylece tarım sistemlerinin, çiftçilerin ve toplumların dayanıklılığını artırır.

Toprağın organik madde içeriği iki katına çıkarıldığında, o arazide dekar başına ilave olarak iki tonu aşan karbon, 76 tondan daha fazla su depolanabilir. Su tutma kapasitesi artan topraklar, kuraklık veya yoğun yağışın yaşandığı zamanlarda bitkilerin daha dayanıklı olmasını sağlarken topraktaki besinlerin yağışlarla kaybedilmesini ve erozyonu da önler. Onarıcı tarım, doğal kaynakların ve tarımsal üreticilerin yalnızca korunmasını değil, onların daha da geliştirilmesini hedefler.

ONARICI TARIM UYGULAMALARI

Toprağın
oluşumuna,
verimliliği ve
sağlığına katkıda
bulunur.

Suyun toprakta
süzülmesini,
tutulmasını
artırır.

Biyolojik çeşitlilik
ve ekosistem
sağlığı ve
dayanıklılığını
artırır.

Atmosferdeki
karbondioksitin
toprak karbonu olarak
tutulmasını sağlar ve
iklim değişikliğinin
olumsuz etkilerini
tersine çevirir.

 

sutasrapor2.png

YAZIYI PAYLAŞ